Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Abdest video anlatımı

Resim

DİNDEN ÇIKARAN (KÜFRE DÜŞÜREN) BAZI SÖZLER

Resim
- İslamiyetin emir ve yasaklarından birini bile hafife almak, Kur'an-ı Kerim ile Meleklerle, Peygamberlerle alay etmek. - Din bilgilerine inanmamak, din alimlerini ve dini kitapları aşağılamak. - "Allah-u Teâla'nın buna gücü yetmez" demek. - "Allah bizi unuttu" demek. - Birisi için; "Onun hakkından Allah bile gelemez, ben nasıl geleyim?" demek. - Cenab-ı Hakk'a, Allah baba demek. - Her hangi bir şey için; "Allah'ın işi kalmadı da bunun gibi şeyler mi yaratıyor?" demek. - Kasıtlı olarak harama helal, helala haram demek. - Allah-u Teâla'ya mekan izafe etmek. "Allah yukarıdadır, göktedir" demek. - "Allah bize zulüm ediyor" demek. - "Allah filan kuluna bu kadar zenginlik veriyor, bana ise az veriyor. Böyle adalet olur mu?" demek. - "Filan kimse Peygamber olsaydı ben inanmazdım" demek. - Büyük veya küçük günah işleyen birine tövbe et denildiğinde; "Ne yaptım k...

İcmâ

Resim
Fıkıh usulü terimi olarak icmâ’ "Muhammed (s.a.) ümmetinden olan müctehidlerin Hz. Peygamber'in vefatından sonraki herhangi bir devirde şer‘î bir meselenin hükmü üzerinde fikir birliği etmeleridir" şeklinde tanımla-nır. Tanım, icmâın oluşmuş sayılabilmesi için hangi şartların arandığı konu-sunda da fikir vermektedir.  Bu anlamıyla icmâ, fıkhın kaynakları arasında üçüncü sırayı tutar. İcmâ müctehidlerin, şer‘î bir meselenin hükmüne dair görüşlerini aynı yönde olmak üzere tek tek açıklamaları yoluyla meydana gelebileceği gibi  FIKIH 147  (sarih icmâ), şer‘î bir mesele hakkında bir veya birkaç müctehid görüş belirt-tikten sonra, bu görüşten haberdar olan o devirdeki diğer müctehidlerin açıkça aynı yönde kanaat belirtmemekle birlikte itiraz beyanında da bulunmayıp sükût etmeleri suretiyle de (sükûtî icmâ) oluşabilir. İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre, sarih icmâ, kesin ve bağlayıcı bir kaynaktır. Sükûtî icmâın bağlayıcı delil olup olmayacağı ise fakihler arası...

Sünnet

Resim
Sünnet fıkıh usulünde, Hz. Peygamber'in söz, fiil ve onayları (takrir) demek olup İslâm dininin Kur'ân-ı Kerîm'den sonraki ikinci ana kaynağını teşkil eder. Fıkıh dilinde, özellikle de ilmihal literatüründe sünnet ise, Hz. Peygamber'in yolunu izleyerek yapılan fakat farz ve vâcip kapsamında ol-mayan fiiller anlamındadır. Hz. Muhammed'in peygamber sıfatıyla söylediği sözler ve yaptığı işler ile devlet başkanı, ordu kumandanı, üst yargı mercii veya toplumun bir ferdi olarak söyledikleri ve yaptıkları arasında da belirli bir ayırımın yapılması 146 İLMİHAL  gerektiği açıktır. İslâm âlimleri, Hz. Peygamber'in hangi tasarrufunu hangi sıfatının gereği olarak yaptığı konusunda farklı nitelendirme ve değerlendir-melere sahip iseler de böyle bir ayırımı İslâm dininin ikinci aslî kaynağı olan sünnetin, dolayısıyla İslâm'ın anlaşılmasında elzem bir usul olarak görürler. Sünnetin fonksiyonunun sadece Kur'an'ı açıklama ve Kur'an hükümlerinin uygulanmasın...

Deliler

Resim
Fıkıh ve usûl-i fıkıh bilginleri sağlıklı bir zihinsel işlemde, araştırılan  hususa dair hüküm vermeye ulaştıran veya bir hükmün kanıtlanmasını sağlayan  vası-taya, daha özel ifadeyle araştırılan hususta şer‘î-amelî nitelikteki hükme ulaştı-ran  vasıtaya delil derler. Delil, içerdiği bilginin kaynağı açısından aklî-naklî, ulaştırdığı sonuç  hakkında karşı ihtimali ortadan kaldırıp kaldırmaması açısından kat‘i-zannî  ayırımına tâbi tutulabilir.  Fıkıhta delil genelde, fıkhî bir hükmün dinî-hukukî dayanağı (edille-i şer‘îyye, edilletü'l-ahkâm) anlamında kullanıldığından, hüküm kaynağı aslî deliller de, bu kaynaktan hüküm elde etmeye yarayan me-totlar da çoğu zaman delil olarak adlandırılır. Bu sebepledir ki, Kur'an ve Sünnet'i anlamayı, naslarla çözümü beklenen olay arasında bağ kurmayı ve naslardan olayı aydınlatacak bir sonuç çıkarmayı hedefleyen aklî ve mantıkî metotların aynı zamanda şer‘î (dinî-hukukî) delil olarak adlandırılması da bu sebepledi...

Fıkıh Genel olarak

Resim
 Kur'ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber'in sünneti, İslâm'ın dünya ve âhireti, fert ve toplum hayatını, inanç, ibadet, ahlâk ve hukuk konularını genel bir yaklaşımla veya özel bir ayrıntıyla kuşatan hükümlerinin kaynağını teşkil eder.  Bu iki kaynakta hayatı geçmişiyle ve sonuyla aydınlatacak, ferdî mutluluğa ve sükûnete, toplumu huzur ve güvene kavuşturacak bütün ana prensipleri, açıklama ve yönlendirmeleri bulmak mümkündür.  Hz. Peygam-ber dünya hayatına veda etmeden önce müminlere şu uyarıda bulunmuştu. "Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sarıldığınız sürece doğru yoldan sapmazsınız:  Allah'ın kitabı ve resulünün sünneti" (İbn Mâce, “Menâsik”, 84; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 56).  Ancak Kur'an ve Sünnet fert ve toplumlara takip edecekleri ana çizgiyi, koruyacakları temel değerleri, taşıyacakları mükellefi-yet ve sorumlulukları göstermekle veya hatırlatmakla yetinir. Buna dinî literatürde, hidayetin bir türü olarak yol gösterici hidâyet (hidâyet-i ...

Namazı bozan şeyler

Resim
Bir müslümanın namaz esnasında, yukarıda ayrı ayrı sayılan namazın farz, vâcip, sünnet ve âdâbını en iyi şekilde yerine getirmeye gayret etmesi ve bu ibadetin mâna ve gayesine aykırı her türlü davranıştan da kaçınması gerekir. Namaza aykırı davranışlar, bu aykırılığın derecesine göre namazın mekruhları ve namazı bozan şeyler şeklinde ikili bir ayırım içinde ele alınır. A) NAMAZIN MEKRUHLARI Namazda yapılması hoş karşılanmayan davranışlara "namazın mekruhları" denir. Genel olarak namaz için öngörülmüş bulunan biçimsel yapıya aykırı olan davranışlar ile namazın gerektirdiği saygı, tâzim, tevazu, boyun bükme ve sükûnet haline de aykırı olan ve namazda kalbi meşgul edecek ve insanı ibadetin gerektirdiği kalp huzurundan ve huşûdan alıkoyacak davranışlar mekruh sayılmıştır. Namaz esnasında elbiseyle veya vücudun bir yeriyle oynamak gibi namazla ilgisi olmayan ve onunla bağdaşmayan bir hareketin yapılması mekruhtur. Çünkü bu şekildeki davranışlar namazın biçimsel yapısına a...

HADİS

Müslümanl›ktan önceki döneme cahiliye denir. Bu dönemde insanlar kötü bir hayat yafl›yordu. Güçsüz ve yoksullar köle yap›l›yor, toplumdan d›fllan›yordu. Komflulu¤a önem verilmiyor, insanlar birbirine güvenmiyordu. Kad›na de¤er verilmiyor, k›z çocuklar› diri diri topra¤a gömülüyordu. ‹nsanlar putlara tap›- yor ve sap›k inan›fllara yöneliyordu. O dönemin tan› klar›ndan ikisi yaflad›klar›n› flu sözlerle anlatm›fllard› r: “Biz, bilgisizlik ve barbarl›k içinde yafl›yorduk. Putlara tap›yor, ahlâks›zl›k yap›yor, akrabalar›m›zla kavga ediyorduk. Komfluluk haklar›na hiç önem vermiyorduk. Güçlülerimiz zay›flar›m›z› eziyordu.” 1 . B Ö L Ü M : Y E T ‹ M M U H A M M E D r P E Y G A M B E R ‹ M ‹ Ö ⁄ R E N ‹ Y O R U M r 9 B‹R‹NC‹ BÖLÜM YET‹M MUHAMMED “Biz cahiliye dönemini yaflam›fl insanlar›z. Putlara tapar, çocuklar›m›z› öldürürdük. Benim de bir k›z çocu¤ um vard›. Ça¤›rd›¤›m zaman koflarak yan›ma gelirdi. Bir gün yine onu ça¤›rd›m ve yan›ma geldi. Onu al›p evimizin yak›n›ndaki...

El-esmâü’l-hüsnâ

Resim
Ayet ve hadislerde Allah’ın isimleri “En güzel isimler” anlamında ( اَلْاَسْمَاءُ الْحُسْنَى )”el-esmâü’l-hüsnâ” şeklinde ifade edilmektedir. 1. Ayetlerde Geçen Allah’ın İsimleri Kur’ân ayetlerinde Yüce Allah’ın isimleri isim veya isim tamlamaları şeklinde geçmektedir. el-A’lâ (en yüce, en şerefli), el-A’lem (her şeyi en iyi bilen), el-Alî (şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan), el-Âlim (bilen, anlayan, tanıyan), el-Alîm (her şeyi çok iyi bilen), el-Âhir (varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî), el-Akrab (bilmesi, görmesi, duyması, haberdâr olması ve yardım etmesi açısından insanlara en yakın olan), el-Azîm (zatı, isim, sıfat ve fiilleri itibariyle pek ulu, büyük, yüce), el-Azîz (üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik), el-Bâri’ (yaratan, örneği olmadan varlıkları îcat eden), el-Basîr (aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi gören), el-Bâtın (mâhiyeti akıl ile idrâk olunamayan, hayal ile tahayyül edilemeyen, her şeyin iç yüz...

Ölümden Sonra Hayat Nasıldır Ayet ve Hadislerle Geniş Anlatım

Resim

Ezan Vakti Programı

Resim
Program geliştirilirken kullanıcı istekleri dikkate alınmıştır. Özellikleri kısaca... * Sesli ve titreşimli uyarı. * Namaz vaktini önceden hatırlatma (Her vakit için farklı öncelik girilebilir) * Her vakte farli ezan seçilebilir. * Masaüstü Sayacı. (Sonraki vakte kalen süreyi ekranın sağ alt köşesinde sürekli gösterebilir.) * Temkin Süresi (İlçelerde yaşayan kullanıcılar şehir merkesiyle olan süre farkını girerek daha doğru bir vakit hesaplaması yaptırabilir) * Kerât Vakti (Farz harici namaz kılınamayan vakitlerde Uyarı Verebilir.) * Cuma günleri sêla okuma. * Otomatik güncelleme (Programın yeni bir versiyonu çıktığında tek tuşla tüm güncellemeleri yapar.) Bu program ücretsizdir ve ücret almamak şartı ile dağıtılması serbesttir. Dualarınızda hatırlamanız yetecektir.                                                             ...

Elmalılı Hamdi Yazır'ın Yusuf Ziya Özkan sesinden KURAN-I KERİM MEALİ

Resim